
Tatlı Su vs Deniz Balıkçılığı: Bilmeniz Gereken Farklar
Tatlı su (göl ve nehir) ve tuzlu su (deniz) balıkçılığı, doğada vakit geçirmek isteyenler için iki ana kategoridir. Bu iki balıkçılık türü arasında ortam koşullarından kullanılan ekipmana, hedef balık türlerinden gerekli deneyime kadar birçok önemli fark bulunur.
Örneğin, tatlı su düşük tuz içerirken deniz yüksek tuzludur ve bu kimyasal fark balık türlerinin yaşam biçimini doğrudan etkiler; tatlı su balıkları genelde sakin sularda yaşayan otçul/omnivor türler iken tuzlu su balıkları yırtıcı özelliklere sahip, dinamik ortamlara uyum sağlamıştır.
Aşağıda, tatlı su ve deniz balıkçılığını tüm yönleriyle karşılaştırarak hangi ortamda ne beklemeniz gerektiğini açıklıyoruz.
Özetle, tatlı su vs deniz balıkçılığı arasındaki belirgin farklar şunlardır:
Ortam ve Su Yapısı: Tatlı su göl ve nehirler sakin, akıntısız veya hafif akıntılı iç sulardır; deniz ise dalga, gelgit ve güçlü akıntılara sahip uçsuz bucaksız bir ortamdadır. Tatlı su düşük tuz içerirken deniz suyu yüksek tuzludur.
Ekipman ve Teknikler: Tatlı suda daha hafif olta takımları ve basit yöntemler (olta, küçük ağlar) yeterli olabilirken, denizde paslanmaz çelik, dayanıklı oltalar, misinalar ve özel yemler gerekebilir. Deniz balıkçılığı ayrıca surf casting, troll-ing, jig gibi farklı teknikler içerir.
Hedef Balık Türleri: Tatlı su balıkları genellikle sazan, alabalık, yayın, turna gibi küçük ve orta boy türlerdir. Deniz balıkçılığında lüfer, palamut, çipura, levrek, hamsi, istavrit gibi geniş bir yelpazede, çoğu zaman daha büyük ve güçlü balıklar hedeflenir.
Avlanma Koşulları: Tatlı su ortamı yıl boyu nispeten sabit şartlar sunar; sessizlik ve sabır başarı için kritik olabilir. Deniz ortamı ise hava durumu, dalga ve akıntılardaki ani değişimler nedeniyle daha zorludur ve deneyim ile hazırlık gerektirir.
Erişilebilirlik ve Popülerlik: Göl ve nehir kenarları genellikle şehirlere yakın ve ailece gidilebilen yerlerdir, bu yüzden amatörler arasında popülerdir. Deniz balıkçılığı ise kıyıdan yapılabildiği gibi tekneyle de açılmayı gerektirebilir; bu da lojistik planlama ve maliyet artırabilir.
Aşağıda tatlı su balıkçılığının (göl ve nehir) özelliklerine ve ardından deniz balıkçılığının ayrıntılarına göz atalım. Her bölümde ortam şartları, kullanılan yöntemler ve öne çıkan balık türleri ele alınmıştır.
Tatlı Su Balıkçılığı (Göl ve Nehirlerde)
Gölde olta balıkçılığı yapan amatör balıkçılar – tatlı su balıkçılığı genellikle sakin, erişimi kolay ortamlarda gerçekleştirilir.
Tatlı su balıkçılığı; göl, nehir, akarsu gibi iç sularda yapılan balık avıdır. Bu ortamlar genellikle sakin ve sessiz olduğu için yeni başlayanlar ve hobi amaçlı balıkçılar için idealdir.
Göl ve nehir kenarları çoğu zaman kolay ulaşılabilir konumdadır ve tatlı su avı için gereken ekipman maliyeti düşüktür. Küçük bir olta takımı, birkaç yapay veya doğal yem ve temel aksesuarlar ile işe koyulmak mümkündür.
Tatlı su sularında tuz oranı çok düşük olduğu için korozyon derdi azdır; ekipmanlar uzun süre dayanır. Ayrıca, göl ve nehirlerde su genellikle durgun veya hafif akıntılı olduğundan dalga derdi olmadan huzurlu bir ortamda balık tutabilirsiniz.
Tatlı su balıkları bulundukları suyun nispeten kısıtlı besin kaynaklarına uyum sağlamıştır. Çoğu tatlı su türü, yosun, böcek larvası, kurtçuk gibi besinlerle idare eden omnivor veya otçul balıklardır. Örneğin sazan, tatlı su levreği (perch), alabalık, yayın balığı ve turna balığı Türkiye'deki tatlı su balıkçılığının popüler türlerindendir.
Bu balıkların boyutları genelde denizdekilere kıyasla daha küçüktür (elbette iç sularda da trofe boyutta yayın veya sazan çıkabilir). Özellikle sazan ve yayın gibi türler güçlü yapıları ve büyüme potansiyelleriyle tatlı suda heyecan verici avlar sunar. Tatlı su balıklarının bir avantajı, yılın büyük bölümünde avlanabilir olmalarıdır; örneğin sazan hem yaz hem kış tutulabilir, alabalık türleri ise soğuk aylarda da aktiftir. Bu yönüyle tatlı su balıkçılığı, mevsim ne olursa olsun sürdürülebilir bir hobi sunar.
Tatlı su balıkçılığında kullanılan yöntemler göl ve nehir gibi alt ortamlara göre değişebilir. Genel olarak olta ile beklemeli av (bırakma oltası), şamandıralı takım kullanımı, spin at-çek (yapay yem atıp sarmak) ve hatta akarsuya uygun bölgelerde fly-fishing (yapay sinek ile av) yaygındır.
Ekipman olarak 2-4 metrelik bir olta kamışı, orta boy bir makine, 0.20-0.35 mm misina, bir kanca ve uygun bir yem (mısır, solucan, hamur veya yapay yemler) çoğu tatlı su avı için yeterli olur. Kısacası, tatlı suda hafif, taşınabilir ve kullanımı kolay takımlar iş görür.
Özellikle göllerde küçük kepçe ağlar veya serpme ağlar da amatör seviyede kullanılabilir (yerel yasalara dikkat ederek).
Tatlı su balıkçılığını iki alt başlıkta inceleyelim, çünkü göl ve nehir ortamları her ne kadar ikisi de tatlı su olsa da farklı dinamiklere sahiptir:
Göl Balıkçılığı
Göl balıkçılığı, durgun su balıkçılığıdır. Gölet, baraj gölü veya doğal göllerde balıklar geniş ama sakin bir alana yayılırlar. Göllerde balık nerede bulunur? Genellikle balıklar, besin bulabilecekleri ve saklanabilecekleri noktaları tercih eder. Örneğin göllerde sazlıkların çevresi, su altı bitki örtüsünün yoğun olduğu alanlar balık çeker; ayrıca tabanın aniden derinleşmeye başladığı eşik bölgeleri balıkların pusu kurmayı sevdiği yerlerdir.
Göl kenarında iskele altları veya suya eğilmiş ağaç gölgeleri de küçük balıkların toplanma noktaları olduğu için büyük balıklar buralarda dolaşabilir. Bu nedenle gölde rastgele bir noktaya olta atmak yerine, doğal yapıyı okuyarak balığın gelebileceği yerleri hedef almak önemlidir.
Göllerde su durgun olduğu için yöntemler biraz sabır gerektirir. Sıklıkla yapılan, yemli oltayı atıp beklemektir (dip oltası veya şamandıralı düzenek). Özellikle sazan avında yemleme yapmak (örn. mısır atmak) ve o bölgede beklemek yaygın bir taktiktir. Spin avı da göllerde sudak (tatlı su levreği) veya turna gibi yırtıcı balıkları hedeflemek için etkilidir; sahteler sazlık kenarlarında gezdirilir. Göl suyunun sakin olması, yüzeyden gelen tıkırtıları ve ışıkları daha belirgin kılar; bu yüzden sessiz olmak ve gölge yapmamaya çalışmak başarı şansını artırır.
Göl balıkçılığı yeni başlayanlar için oldukça ödüllendiricidir. Küçük bir kamp sandalyenizi alıp göl kenarında oltanızı atabilir, doğanın tadını çıkarırken balık bekleyebilirsiniz. Üstelik göller çoğunlukla şehir çevresinde de bulunduğundan, ailece gidip piknik yaparken balık tutmak mümkündür. Tatlı su balıkçılığının bu huzurlu yönü, bir terapidir adeta.
(İpucu: Göldeki balığı bulmak için gözlem yapın – su yüzeyinde sıçrayan küçük balıklar veya balıkların yarattığı dalgacıklar size onların yerini belli edebilir. Ayrıca sabah ve akşam saatleri göllerde balığın daha aktif olduğu zamanlardır.)
Nehir Balıkçılığı
Nehir (akarsu) balıkçılığı, akan suyla mücadele etmenin de devreye girdiği bir tatlı su avıdır. Nehirlerde en belirleyici faktör akıntıdır. Balıklar sürekli kuvvetli akıntıya karşı yüzmek istemeyecekleri için, akıntının nispeten yavaşladığı veya sığlaştığı alanlarda toplanma eğilimindedirler. Örneğin nehirde büyük taşların ve kayaların arkası (akıntı bu engellere çarpıp arkasında görece durgun cep oluşturur) balıkların dinlenme noktalarıdır.
Nehrin kıvrım yaptığı veya yatağın genişlediği yerlerde de akıntı hızı düşer; buralar da verimli avlaklar olabilir. Akarsularda balık, enerji tasarrufu yapabileceği bu ceplerde beklerken akıntının getirdiği besinleri kapmaya çalışır.
Bu nedenle yeni başlayanlar genellikle en güçlü akıntılı yere oltayı atma hatasına düşerler ancak tecrübeli balıkçılar akıntının kırıldığı sakin cepleri hedef alır. İyi bir nehir balıkçısı çevreyi dikkatlice gözlemleyerek bu noktaları tespit edebilendir.
Nehirde kullanılan yöntemler, akan suyun etkisine göre uyarlanır. Örneğin, nehirde olta atarken akıntı yönünün tersine (yukarı akıntıya doğru) atış yapıp yemi akıntıyla birlikte doğal şekilde sürüklemek çok etkilidir. Bu teknik sayesinde yem, suda serbestçe sürüklenen gerçek bir besin gibi görünür ve balığı kandırır.
Oltanızı nehirde yukarıdan atıp aşağı doğru sürükletirken misinayı çok gergin tutmamaya çalışmak, balığın yemi alışı anını hissetmek açısından faydalıdır. Akarsu balıkçılığında akıntıya karşı bırakma (drift fishing) ve akıntıya çarpraz atıp çekme (sweep) gibi teknikler kullanılır. Ayrıca özellikle alabalık gibi türleri hedefliyorsanız yapay sinek (fly) ile avlanma akarsu ortamında son derece popülerdir.
Fly fishing yönteminde hafif yapay sinek yemini suyun üzerine kondurup akıntıyla dans ettirerek balığı cezbetmek amaçlanır. Bu yöntem sabır ve pratik ister ama akarsu kenarında yürüyerek aktif avlanmak çok zevklidir.
Nehir balıkçılığında ekipman olarak, akıntıya karşı koyacak uygun ağırlıkta kurşunlar ve sağlam misinalar seçmek gerekir. Şamandıralı takımlarda akıntı şamandırayı sürekli sürükleyebileceğinden, çoğu zaman dip oltası (kurşunlu) tercih edilir.
Kıyı yapısı bazen kayalık ve engebeli olabildiğinden, nehirde su geçirmez çizme ile suya girerek avlanmak (spin veya fly) sık görülen bir yöntemdir. Dikkat edilmesi gereken, akıntının kuvvetini hafife almamaktır; derin ve hızlı akan kısımlarda mümkünse tek başınıza suya girmeyin ve mutlaka etrafta biri olsun.
Toparlarsak, tatlı su balıkçılığı huzurlu ortamı ve kolay başlangıç imkânları ile tanınır. Göl ve nehirlerde balık tutmak doğayı gözlemleme yeteneğinizi geliştirir: Balık nerede gezer, neye rağbet eder zamanla öğrenirsiniz. Hem göl hem nehirde çevreyi temiz tutmak, gürültü yapmamak ve sürdürülebilir avcılık ilkelerine uymak da çok önemlidir
(örneğin bazı göllerde küçük boy balıkları bırakmak gerekebilir). Unutmayın, tatlı su avında sabır ve doğaya saygı her şeyden önce gelir.
Deniz Balıkçılığı (Tuzlu Su)
Kıyıdan denizde olta avı yapan bir balıkçı – dalga, rüzgâr ve tuzlu su faktörleri deniz balıkçılığını tatlı suya göre daha zorlu kılabilir.
Deniz balıkçılığı, okyanus ve denizlerde yapılan tuzlu su balık avıdır. Türkiye özelinde düşünüldüğünde, üç tarafımız denizlerle çevrili olduğundan bu alan son derece geniş bir potansiyele sahiptir: Marmara, Karadeniz, Ege ve Akdeniz'de birbirinden farklı balık türleri ve avlanma yöntemleri gelişmiştir.
Deniz balıkçılığının doğası, tatlı sudan oldukça farklıdır. Öncelikle açık deniz ortamı sürekli değişkenlik gösterir – hava bir anda bozabilir, rüzgâr çıkıp dalga yükselebilir veya akıntı yön değiştirebilir. Bu nedenle denizde avlanmak genellikle tatlı sudan daha fazla hazırlık ve deneyim gerektirir.
Denizde karşılaşabileceğiniz koşullara (ani fırtına, güçlü akıntı, gelgit) karşı hem zihinsel hem donanım olarak hazırlıklı olmalısınız. Tecrübeli deniz balıkçıları hava durumu tahminlerini ve gelgit saatlerini yakından takip eder.
Deniz balıkları, açık denizin engin alanlarında yaşadığı için genel olarak tatlı su akrabalarından daha büyük ve güçlü olma eğilimindedir. Üstelik birçoğu devamlı hareket halindedir ve av peşinde uzun mesafeler kateder. Bu nedenle tuzlu su balıkçılığı çoğu zaman macera dolu, aksiyonlu bir av türü olarak anılır.
Örneğin orkinos (ton balığı), kılıç balığı, lüfer gibi türler hem güçleriyle oltayı zorlayan hem de avcıya unutulmaz anlar yaşatan balıklardır. Türkiye denizlerinde amatör balıkçıların en sık hedeflediği balıklar arasında çipura, levrek, lüfer, palamut, barbun, istavrit, mercan, kolyoz gibi isimler sayılabilir. Bu balıkların bazıları kıyıya yakın bölgelerde avlanabilirken (ör. istavrit, kefal, sarıkanat/lüfer boğaz gibi yerlerde kıyıdan tutulabilir), bazıları ise tekneyle açılarak peşine düşülür (ör. büyük orkinoslar, kılıç balığı açık denizde yakalanır).
Deniz balıkçılığının güzelliği, her seviyede balıkçıya uygun bir hedef sunmasıdır: Hamsi, istavrit gibi küçük pelajik balıklar sürüler halinde bulunduğundan yeni başlayanlar için bol aksiyonlu bir av olabilir; lüfer, kofana, trofe levrek gibi dişli avlar tecrübeli amatörlerin gözdesidir; orkinos, kılıç gibi devler ise profesyonel düzeyde ekipman ve bilgi birikimi gerektirir.
Denizde balık nerede bulunur sorusunun tek bir yanıtı yoktur, zira deniz oldukça geniş bir ortam. Ancak genel bir kural: Balıklar denizde de besin ve barınak bulabileceği yerlere yığılır. Örneğin kıyıda kayalık bölgeler, mercan resifleri, batıklar küçük balıkların yaşam alanı olduğu için büyük balıklarca ziyaret edilir. Akıntının karaya çarparak kırıldığı burunlar, mendirek kenarları, körfez içleri balıkların dinlenip pusuya yattığı verimli alanlardır. Açık denizde ise iki akıntının kesiştiği, plankton biriken hatlar ya da sıcak-soğuk su cebinin karşılaştığı bölgeler balıkça zengin olur (olta balıkçıları bunu su üzerindeki hareketlilik ve kuşların toplanmasından anlar).
Sonuç olarak denizde de doğru yeri bulmak kritik önem taşır. Bu konuda daha fazla ipucu için Rastgel blogundaki “Balık Nerede Tutulur?” rehberine göz atabilirsiniz.
Deniz balıkçılığında kullanılan yöntemler, kıyıdan mı yoksa tekneden mi avlandığınıza göre çeşitlenir:
Kıyıdan Balık Avı: Kıyıdan, iskeleden veya kayalıklardan at-çek yaparak ya da dip oltası bırakarak pek çok balık tutulabilir. Yaygın kıyı tekniklerinden biri surf casting yöntemidir. Bu teknikte uzun bir kamış ve özel bir atış tekniğiyle, yemli takımın olabildiğince uzağa – dalga ötesine – atılması hedeflenir. Böylece kıyıya yanaşmayan büyük balıklara erişme şansı artar. Surf casting donanımı ve püf noktaları için Rastgel’in “Surf Casting Nedir?” yazısına göz atabilirsiniz. Kıyı balıkçılığında ayrıca spin avı (örneğin lüferde zargana taklidi yapan sahteler atıp çekilir), lrf (light rock fishing) denen ufak sahte veya silikonlarla kayalık alanlarda küçük balık avlama yöntemi, zoka ile at-çek (kıyıdan jigging) gibi teknikler de kullanılır. Kıyıda avlanırken kamış boyu genelde uzundur (3-4+ metre) ki uzak atış yapılabilsin ve dalga sıkıntı olmasın. Kullanılan misina/örgü ip de tuzlu suya dayanıklı olmalıdır.
Tekne Balıkçılığı: Deniz balıkçılığının en heyecan verici yönlerinden biri tekneyle açılıp açık sularda avlanmaktır. Tekneyle avda yöntemler oldukça çeşitlidir: Trolling (sürütme) yönteminde tekne yavaş hızda giderken arkasından sahte balıklar veya takım bırakılır, bu özellikle palamut, torik, tutulması için idealdir. Jigging yönteminde ise tekne bir noktada dururken ağır metal jig yemleri dibe indirilir ve hızlı çekilerek balığın atlaması sağlanır (bu yöntemle Akdeniz’de sinarit, sarıkuyruk gibi dip balıkları avlanır). Dip sırtısı adı verilen yöntemle tekneyle kıyıya paralel ilerleyerek dipte gezen levrek, sinarit gibi balıkları hedeflemek mümkündür. Oltaya canlı yem takıp akya, büyük levrek kovalama, flybridge’den kuş gözlemleyip orkinos kovalama gibi daha adrenalin dolu teknikler de vardır. Tekne avcılığında kullanılan elektronik cihazlar (fishfinder, radar) balığı bulmayı kolaylaştırır ancak bunlar amatörlükten daha profesyonel tarafa girer. Amatörler için tekne balıkçılığında en keyifli yöntemlerden biri, demir atıp şamandıralı canlı yem salarak büyük balık beklemektir (örneğin lüfer veya akya için kıyı açıklarında bu yapılır).
Denizde kullanılacak ekipman, tatlı sudakine göre çok daha dayanıklı ve güçlü olmak zorundadır. Tuzlu su, metalleri hızla aşındırıp paslandırabileceği için olta makineleri ve diğer aksam mümkünse paslanmaz malzemeden olmalı, her av sonrası tatlı suyla yıkanmalıdır. Ayrıca denizde balıkların boyutu ve gücü yüksek olabileceğinden, tatlı sudaki hafif takımlar burada yetersiz kalır: Daha kalın misinalar, daha büyük iğneler ve gerektiğinde balığı yorabilecek sağlam olta kamışları tercih edilir. Örneğin kıyıdan levrek avı için 0.30mm misina ve 3/0 iğne kullanırken, teknede büyük orkinos avında 0.80mm misina ve 8/0 çapraz iğne kullanmanız gerekebilir – ölçek bambaşkadır.
Yine de, hedef balığa uygun ekipman seçmek her zaman esastır; küçük balık avlayacağım diye çok kalın takımlar kullanmak verimi düşürür, büyük balığa ince takımla çıkmak ise kopmalara yol açar.
Deniz balıkçılığında güvenlik de önemli bir başlıktır. Kıyıdan avlanırken dalgaya karşı dikkatli olmak, kayalıklarda kaymayan ayakkabı giymek gerekir. Tekneden avlanıyorsanız hava durumunu kontrol etmek, tekneye bindiğinizde can yeleği bulundurmak ihmal edilmemelidir.
Unutmayın, deniz şartları hızlı değişebilir; dün av yaptığınız sakin koy bugün dalgalı olabilir. Bu yüzden deneyim ve öngörü deniz avcılığının kilit kelimeleridir.
Sonuç ve Tavsiyeler
Tatlı su ve deniz balıkçılığı, farklı zorluklar ve güzellikler barındıran iki ayrı dünyadır. Tatlı su balıkçılığı, dingin doğasıyla sabır öğreterek küçük mutluluklar sunar; yeni başlayanlar için ideal bir okuldur. Deniz balıkçılığı ise ufuk açıcı bir maceradır – ilk defa büyük bir deniz balığı oltanıza vurduğunda yaşadığınız heyecan tarif edilemez.
Hangi ortamı tercih ederseniz edin, önemli olan doğaya saygı duymak, kurallara uymak (örn. boy ve limitlere dikkat etmek) ve balık tutmanın keyfini çıkarmaktır. Her iki balıkçılık türünde de öğrendikçe tecrübe kazanacak, farklı türlerin peşine düştükçe kendinizi geliştireceksiniz.
Her iki dünyada da rastladığınız deneyimler sizi daha iyi bir balıkçı yapacaktır. Unutmayın, ister gölde ister denizde olun, en güzel balık anıları sabırla ve doğanın tadını çıkararak birikir – Rastgele!
Bunlara da göz atın

Surf casting, kıyıdan uzun atışlarla levrek, çipura ve mırmır yakalamaya yönelik bir yöntemdir. Bu rehberde tanım, gerekli ekipman ve atış ipuçlarını keşfedin.

Ocak ayında hangi balık yenir? Mevsimin en verimli balıklarını (Hamsi, Kalkan, Lüfer) ve besin değerlerini veri odaklı analizlerle keşfedin. Güncel balık takvimi ve akıllı seçim rehberi.

Tutulan balığın adını ve türünü bilmiyor musunuz? Rastgel ile fotoğraftan balık tanıma, yenir mi zehirli mi öğrenin.